301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
17 Kasım 2019 - Pazar 12:35
 
İyilik, insanı insan kılan değerlerdir
Mukaddes Yıldırım
 
 

  Yıllarca tekrir edildi. Kitaplardan, televizyonlardan, sosyal medyalardan, en önemlisi kitabınızdan... Peki neydi gerçekten iyilik? Altı harften oluşan kalıplaşmış soyutlarda kalan bir kelime mi? Yoksa gerçekten unuttuğumuz bir değer mi? İnsanlar avazı çıktığı kadar bağırır, ama kimse elini taşın altına koymaz. “Bir elin verdiğini diğer elin görmeyecek” sözü müydü bizi bu hale getiren? Maalesef ki biz veren elden olmamaya başlıyoruz. Her şeyi menfaate dönüştürmeye başladık.

  Acaba hiç  almadan vermeyi denediniz mi? Ya da karşılık beklemeden sevmeyi? Biz ne zaman bu hale geldik? Bugünlere ne yörelerden, ne geleneklerden geçtik de geldik. Kadının hor görüldüğü, dövüldüğü, ezildiği günlerden geldik bugünlere... Ve bu kadar şeyi aşmışken, halkımız bu kadar acılara maruz kalmışken, bu kadar imkânlara sahipken halen bu durumda olanlara neden el atamaz olduk? Ne acı... Sesimizi bile duyuramaz olduk ne acı...Bu kadar aciz olduk, oturduğumuz yerden ne acı…

  Bazen bir çocuğun başını okşamak, bazen yaşlı bir teyze ile dertleşmektir hayat ve bir insanı beklentisiz sevmektir. Bunun adına ‘iyilik ettik’ desek bile aslında hayattır ve yaşamaktır bunun adı. Dünya döndükçe, insanlar var oldukça; biz iyi olmak zorundayız, birbirimize el atmak zorundayız. Yaşamanın kendisi büyük bir saadet iken veren elden zarar gelmez. Öyle ki yaşamak daha cüretkâr olur .

  Bu konuyla ilgili sizlerle çok anlamlı bir hikâye paylaşmak istiyorum: İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çiftçi yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki; beline kadar bataklığa batmış bir çocuk. Kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi, çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı. Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan, şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘Oğlumu kurtardınız. Size bunun karşılığını vermek istiyorum’ dedi. Yoksul ve onurlu Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.

  Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti, ‘‘Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver. İyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur. Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü.

  Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’in oğlu Londra'daki St. Mari's Hospital

Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını “Penisilini Bulan Sir

Alexander Fleming” olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratın oğlu zaturreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı?

  Penisilin!

   Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill.

Oğlunun adı: Sir Winston Churchill.

Kurtaran doktor: Çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming.

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.

Hiç acı çekmemiş gibi sevin.

Hiçbir şey beklemeden verin.

Karşılığı nasıl olsa gelecektir. Hayat kısa  birbirimizden öç almayı, nefret etmeyi bırakalım. Karşılık beklemeden verelim, hayallerimiz sevinçlerimiz yok olmasın. Mutluluk aramayalım. Yaşamanın kendisi büyük bir saadet.

 

 
Etiketler: , , İyilik,, insanı, insan, kılan, değerlerdir,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv Arama
Haber Yazılımı